26 Kasım 2007 Pazartesi

Tuşba...

Resmi görünce dayanamadım. Burası benim ilk görev yaptığım Urartular’ın başkenti olan Van. Eski adı “TUŞBA”. Ve oradaki ünlü bir kale. "Van kalesi" . Kalede Urartular'dan kalma Madır burcu, Analı-Kız, açık hava tapınağı, Kaya Mezarları, Bin Merdivenler, Çivi yazıları ve Osmanlı döneminden sonra yapılan beden duvarları , Sur Cami, sarnıç ve çeşitli yapılar bulunur . Kalenin tepesine çıkmak yaklaşık 1,5 saat sürer. Gerçekten tarihi yaşadığınızı hissedersiniz. Eski uygarlıkların yerleşim yerlerini görüp , efsaneleri de dinleyince daha bir keyif alırsınız. Sessizliğini hala koruyor gibi ... Sanki her an çıkıp geleceklermiş gibi….Kalenin alt tarafında mağaralar olduğu, buradan merkeze doğru uzanan gizli bir tünel olduğu söylenir. Ama tünel gaz dolu olduğundan girmek hayati tehlike yaratıyormuş . Ne hazineler , ne antikalar , kimbilir... Koca bir tarih gömülü oysaki ....
Kalenin en tepesinde , bir kayanın üzerine oturup göl manzarasına doyasıya bakmak en büyük zevkimdi. Taa .. ki güneşin batışına kadar. O kadar güzel bir manzara ki... Zaten göl demek yanlış olur. Onlar “Van denizi” der. Çok büyük ve çok mavi . Ne desem zor. Görmek gerek . Hem derler ki ; "Van ‘a bir kez giden , hayatının bir döneminde mutlaka geri döner. Van insanı geri çağırır" . Bakalım ne zaman?
Kaleden Van ' daki havaalanı bile görünür. Gelen uçaklara bakmak , kalkışlarını beklemek ve sanki göndereceklermiş gibi de sevdiklerime sevgilerimi de yolladım defalarca…Çocukluk işte… Küçükken de yaparmışım. “Uçakkk anneme babama selam söyle” dermişim .....
Bir fotoğraf beni nerelere aldı , götürdü. İyi ki bakmışım, zaman ne acımasız değil mi ?

2 yorum:

pomodoro dedi ki...

ne guzel yazmissin :) artik bu fotograf daha anlamli oldu benim icin, daha yasanmis...

ozii dedi ki...

Sana tşk etmeliyim aslında ...