22 Mart 2009 Pazar

Seminerden (2)...

Öncelikle engelli çocuğu her yönüyle tanımaya çalışmak, neleri yapabileceğini , neyi , ne kadar ifade edebileceğini tespit edip performansı alınmalıdır.
Okuyabiliyor mu? Sayabiliyor mu? Yazabiliyor mu? Okuduğunu anlayabiliyor mu? Nelere ilgisi var? şeklindeki bir ön çalışmayla , performansı ölçüsünde bireysel eğitim programı hazırlanır. Konuya ait en alt düzeydeki bilgiler , onun günlük hayatta kullanabileceği şekle dönüştürülür. Asla diğer öğrencilerle aynı düzeyde bilgi verilmez ve sorumlu da tutulamaz. Çünkü o zaten özel ve diğerlerinden her anlamda farklıdır.
.
Bu durum , sınıf arkadaşları ile paylaşılmalı ve onlara daha duyarlı davranmaları istenmelidir. Ancak olumsuz olan her davranışın , o öğrencinin gelişimine de olumsuz katkıda bulunacağı bir gerçek. Zihinsel ve bedensel engeli çok olanlar ise , zaten özel kurumlarda , özel eğitimcilerle eğitim almakta. Olması gerektiği gibi yani...

Bu eğitim kurumlarında her çocuk neredeyse bire bir ilgi , sevgi , sonsuz sabır , hoşgörü yumağı içindeler. Herşey onların bir şeyler öğrenebilmesi , kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için düzenlenmiş . İşte sorun bundan sonra başlıyor zaten. 21 yaşına kadar aldıkları eğitim son derece iyi olsa da , okuldan ayrıldıklarında , günlük hayata adapte olmakta zorluk çekiyorlar , o korkuyla tekrar pek çok şeyi kaybedebiliyor. Çünkü hiç kimse onlara okuldaki gibi davranmıyor , özel ilgi göstermiyor , istemiyor , güvenmiyor , ödüllendirmiyor hatta iş vermiyor . Bir cafede oturup çayını , kahvesini yudumlarken bile diğer insanlarla iletişim kurmakta güçlük çekiyor.

İşte bunun gibi sıkıntılar göz önünde bulundurulup , engel derecesine bağlı olarak kaynaştırma eğitimi ön görülüyor . O halde bizlere düşen , gerek öğretmen olarak , gerek veli olarak , gerekse aynı sınıfı paylaşan arkadaşları olarak , onları her duruma karşı korumak , anlayışlı davranmak ve her şeyden önemlisi sevgiyi hissettirmek. Gündelik hayata hazırlamak . Çünkü kime ne olacağı , hiç belli değil ...

7 yorum:

Belgin dedi ki...

Cok haklisin Öziim, hepmizin yarin ne olacagi belli degil.
Sevgilerimle

GeCe dedi ki...

hepimiz her an benzer durumlara düşebiliriz aslında gerçekten çocuklar daha normal davranıyor galiba biz büyükler şartlanmış beyinlerimizle zorlaştırıyoruz herşeyi, yolda böyle engelli bir insan görsek uzaylıymış gibi davranıyoruz

Katre dedi ki...

güzel bilgilendirmene teşekkürler, zevkle okudum:) çok haklısın insanın ileriki zamanda neyle karşılaşacağı hiç belli olmaz...

Katre dedi ki...

güzel bilgilendirmene teşekkürler, zevkle okudum:) çok haklısın insanın ileriki zamanda neyle karşılaşacağı hiç belli olmaz...

içimden geldiği gibi ~~~ dedi ki...

evet hepimiz aynı zamanda birer engelli adayıyız...Allah korusun ama malesef dışarı adımımızı attığımızdan itibaren bu oran daha da yükseliyor.

özii dedi ki...

Sevgili Delfina , yorumun nereye gitti anlamadım . Ama yinede bir şeyler yazmak istedim.
Gerçekten üzücü bir durum .Allah kolaylık versin diyorum. Ben sadece seminerde konuşulanları aktardım. Zaman içerisinde özel eğitim kurumlarının kapanacağı ve bu işin okullarda yapılacağı vurgulandı . Açıkçası çok şaşırdım ve de üzüldüm .Kaynaştırma her öğrenci için zaten uygun değil. Ve hiç kolay bir iş de değil. Okullarımızdaki alt yapı eksikliği buna uygun değil ne yazık ki. Sistemimiz alt yapısız birşeyler yapmaya çalışsa da zararını çeken hep çocuklarımız ve aileler...

Cocukla Cocuk dedi ki...

kime ne olacağı belli değil işin aslı bu sanırım, bunu hiç aklımızdan çıkarmadan, engellileri görmezden gelmemek en önemlisi.
Kısa süresine rağmen faydalı bir eğitim olmuş Özii cim.